|
Tweet |
AKP’Lİ ÇERÇİOĞLU’NDAN SÜRGÜN VE MOBBİNG
BANA SÜRGÜN VE MOBBİNG UYGULAYANLAR
“BİLSİNLER Kİ, ONURUMU VE GURURUMU HİÇ KİMSEYE EZDİRMEM”
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, 23 yıl boyunca Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) çatısı altında milletvekilliği ve belediye başkanlığı yaptıktan sonra partisinden istifa ederek törenle AKP’ye Adalet ve Kalkınma Partisi'ne (AKP) geçti. Bu geçişin ardından belediyede AKP'ye üye olma baskısı başladı. Bu durumu kabul etmeyen personele ise sürgün ve mobbing gibi çeşitli baskı yöntemleri devreye girdi. Söz konusu mobbing ve sürgün uygulamalarına maruz kalanlardan biri ise, yıllardır Aydın Büyükşehir Belediyesi'nde çalışan ve Kuşadası'nda yaşayan Sevim Tekin oldu. Sevim Tekin, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada...
On yıldır çalıştığım Aydın Büyükşehir Belediyesi'nden bugün ayrılıp, son vermek zorunda kaldım.
Beni, üyesi olduğum siyasi parti olan CHP'den istifa etmem konusunda baskı altına aldılar.
Bu talebi reddettiğimi belirttim. Ardından, personel WhatsApp gruplarında CHP, Özgür Özel ve Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel aleyhinde paylaşımlar yapmamız istendi. Bu dayatmacı tutumun yanlış olduğunu, bu tür paylaşımları yapmayacağımı ve diğer çalışma arkadaşlarıma da yaptırılmasının doğru olmadığını ilgili gruplarda yazdım. .
Bunun sonucunda, tüm iş yeri WhatsApp gruplarından çıkarıldım.
Birkaç gün sonra, belediyeden bir memur arkadaş gelerek, 2 Eylül itibarıyla Didim'de görevlendirildiğimi bildirdi. Gerekçesini sorduğumda ise "Ben bilmiyorum" cevabını aldım. Bu görevlendirme yazısını imzalamamış olmama rağmen, ısrarla ertesi gün Didim'de görevli olduğum söylendi. Bu talep kargo ile bana tebliğ edildiğinde ise, bu sefer görevin "10 günlüğüne" olduğu belirtildi. Avukatımdan edindiğim bilgiye göre, süresiz bir görevlendirmeyi sonradan süreli hale getirmek, hukuki yollara başvurma ve tazminat hakkımın kaybolması anlamına geliyormuş. Muhtemelen 10 gün sonra başka bir ilçeye daha gönderilecektim.
On yıldır çalıştığım bu kurumda, bir ilçede beş-on günlüğüne personel ihtiyacı olduğunda, sorumlular bizi araçla götürüp getirirdi. Bana ısrarla yazıyla bildirilmesinin ve PTT kargo ile tebliğ edilmesinin samimiyetsiz olduğu herkesin malumu. Üstelik Didim'deki personel sayısı Kuşadası'ndakinden fazlayken ve Kuşadası'na personel alımı yapılacakken, benim oraya gönderilme sebebim nedir?
"Ekmek veriyoruz, biz yönlendiririz, bizim dediğimiz olacak" anlayışı, benim kabul edebileceğim bir şey değildir. Mademki emek en kutsal değerdir, hem mesai saatleri içinde görevimi eksiksiz yaptım hem de mesai dışında, hem Büyükşehir Belediyesi iktidar olsun diye CHP üyesi olarak tüm gücümle çalıştım. Bu emeğimi hiçe saydırmam.
Beni o ilçe bu ilçe göndererek cezalandıracağını düşünenler bilsinler ki, onurumu ve gururumu hiç kimseye ezdirmem. İçinde bulunduğum örgütte dayanışmayı ve bölüşmeyi bir yaşam felsefesi olarak gören insanlarız. Bizi oraya buraya sürerek korkutamazsınız. Biz, ekmeği bölüşmesini bilen, dayanışmanın gücüne inanmış insanlarız, biz ekmeği bölüşerek çok oluruz, siz bölünerek yok olursunuz.
Bu karşılaştığım ilk haksızlık değil ve ne yazık ki son da olmayacak zira sizler gibi kapitalist sistemin ağına takılmış insanlar iktidarda olduğu sürece, bize de sizlerle mücadele etmek düşüyor.