Bugun...



GÜLÜMSEMELERİN SEVGİLİSİ AFRODİT...

Aphrodite (Afrodit): Aşk ve Güzellik Tanrıçası

facebook-paylas
Tarih: 18-05-2025 09:33

GÜLÜMSEMELERİN SEVGİLİSİ AFRODİT...

GÜLÜMSEMELERİN SEVGİLİSİ AFRODİT...

Aphrodite (Afrodit): Aşk ve Güzellik Tanrıçası

Endamın hoş,

gözlerin...

zarif; akıyor uyku güzelim yüzünden...

Özenip bezenip yaratmış seni Aphrodite...

Hephaestion, Ölçüler Elkitabı

Şiirler -

Sappho

Her birimizin hayatında okuyacağı bir şiiri,

söyleyecek en azından bir sözü, anlatacak bir öyküsü vardır.  Hikayesini anlatamayan, şiirini okuyamayan insanlara ne kadar üzülürüm.

Anlatmaktan vazgeçen kalplere, susmuş olan bir yüreğin onarılamaz sessizliğine ne kadar üzülürüm.

Bugün adına kentler kurulan, tapınaklar inşa edilen bir tanrıçadan bahsedeceğim.

Aftodit..Ana Tanrıça ve Kybele sözcüklerinin ilk akla getirdiği yer, kadının ve anaerkil aile toplumunun kaynağı Anadolu’dur. Çatalhöyük ve Hacılarda yapılan kazılar Ana Tanrıça figürünün İ.Ö. 6500-700 yıllarından beri olduğunu göstermektedir. Ana Tanrıçaya tapınmanın özünü ana tanrıçayla birleşebilmek oluşturmaktadır. Anadolu'da baba tanrıdan çok önce Ana Tanrıçaya tapınılmaktaydı. Bu inanç Yunanistan’a dolayısıyla Avrupa'ya yayılmıştır.

"İlham perisi, bana altın Afrodit'in yaptıklarını anlat,

Kıbrıslı olan, tanrılara karşı tatlı bir arzu uyandıran

ve ölümlü insanların nüfusunu kontrol altına alan,

ve gökyüzünde uçan kuşlar ve tüm hayvanlar da hem karada hem de denizde yetişenlerin hepsi."

Afrodit'e Homeros İlahi

Gregory Nagy

Afrodit, Yunan mitolojisinde aşk tanrıçası. Beden ve ruh aşkını birbirinden ayıran Antik Yunanlar, Afrodit adında iki tanrıçaya sahiplerdi: Afroditlerin biri, "beden aşkı" tanrıçası, diğeri ise "ruh aşkı" idi. Roma mitolojisindeki ismi Venüs, Etrüsk mitolojisindeki ismi Turan'dır.

Afrodit’i, Homeros ve pek çok şair özellikle; altın, cilveli, gönül alıcı gibi sıfatlarla nitelemişlerdir. İliada'ya göre Aphrodite, ölümlülerin bile saldırmaktan çekinmediği yumuşak, zayıf bir yaratıktır. Yunan mitolojisinde aşk ve güzellik tanrıçası olan Afrodit’ten Hesiodos, Thegonia'da bu tanrıçanın denizin köpüklü dalgalarından doğduğunu anlatmaktadır. Bastığı yerlerden güzel kokulu çiçekler biten bu kız denizlerde ne kadar güzel peri kızı varsa hepsinden hatta Olympos’taki tanrıçalardan bile güzeldir. Kuşlardan güvercin ve serçe, çiçeklerden gül ve mersin tanrıçaya adanmıştır. Daha sonraki şiirlerde, erkekler üzerinde yıkıcı bir gücü olan kinci, kötü bir tanrıça olarak gösterilir. Bu güzelliği ve sevgiyi simgeleyen tanrıçanın nasıl doğduğuyla ilgili iki farklı temel kaynak vardır.

Afrodit’in Doğumu

Hesiodos’un Tanrı ve Titanların doğuşunu anlattığı kitabında, Gaia ile Uranos’un birleşmesinden sonraki süreçte Uranos hem iğrendiği hem de iktidarını elinden almalarından korktuğu Kyklopları ve Hekatonkheirleri tek tek Tartarosa hapseder. Bunun üzerine Gaia Titanları babaları olan Uranos’u cezalandırmaları için kışkırtır ve çelikten bir tırpan yapar. Babasını cezalandırmayı kabul eden Kronos, babası yattığı sırada saklandığı yerden çıkarak elindeki tırpanı Uranos’a doğru sallar ve babasının hayalarını keserek fırlatır. Kanayan organın denizdeki köpüklerle buluşmasından güzellik tanrıçası Afrodit(Venus) doğar.

Afrodit’in doğuşunu Hesiodos “Thegonia” (Tanrıların Doğuşu) adlı eserinde şu şekilde anlatmıştır:

Dalgalı denize atar atmaz onları.

Gittiler engine doğru uzun zaman,

Ak köpükler çıkıyordu tanrısal uzvundan.

Bir kız türeyiverdi, bu ak köpükten,

Önce kutsal Kythera’ya uğradı bu kız.

Oradan da denizle çevrili Kıbrıs’a gitti,

Orada karaya çıktı güzeller güzeli tanrıça,

Yürüdükçe yeşil çimenler fışkırıyordu

Narin ayaklarının bastığı yerden.

Aphrodite dediler ona tanrılar ve İnsanlar,

Bir köpükten doğmuş olduğu için.

Afrodit için yazılanlar saymakla bitmez, doğumuna, güzelliğine ilişkin yazılan çok sayıda eser vardır. Afrodit üzerine şiirler, romanlar, resimler, heykeller yapılmış ve onlarca sanatçı ondan bahsetmiştir. Afrodit güzellemeleri yazmakla bitmez.

"Limanlar ardında batan güneş! Deniz kıyısındaki şehirlerin mukayese kabul etmez şanları, semanın durgunluğu, suların kızıllığı... acı veya neşenin gürültüleriyle dolu hangi yüreğe sükûnet vermezsiniz! Karşınızda hangi adamlar durmamış, hangi şehvetler duraklamamış, hangi sesler susmamıştır!

Saf güzelliğin hiçbir süse ihtiyaç duymadığını ve kendi kendisine yettiğini bilmez misin?"

Afrodit

Pierre Louÿs

Homeros’a göre ise, Afrodit (Venüs), Okeanos kızı Dione ile Zeus’un birlikteliğinden meydana gelmiştir. İlyada’da yiğit Diomedes ile çarpışan Afrodit yaralanınca Dione kızını kollarına alır, sever, okşar ve bileğinden akan özü silerek yarasını iyileştirir. Dert yanan kızını da şu şekilde avutur Zeus;

“Böyle dedi o, gülümsedi insanların,

tanrıların babası,

çağırdı yanına altın Aphrodite’yi, dedi ki:

“Cenk işleri sana vergi değil, yavrum,

sen evliliğin gönül açan işlerine ver kendini

çevik Ares’le Athena uğraşacak savaşla.“

"Zeus baba ve hep var olan öbür mutlu tanrılar gelin,

 şu gülünç, bayağı işlere bir bakın! Zeus'un kızı Aphrodite hor gördü beni, topalım diye hor gördü, sevdi Ares'i, sevdi onu, yakışıklı, çevik ayaklı diye,

kabahat bende değil, sakat doğmuşsam, kabahat anamda, babamda, beni dünyaya getirmeselerdi!"

Mitoloji Sözlüğü

Azra Erhat

Afrodit

Aphrodite'ye Yakarış

"ölümsüz dudağında o aydınlık gülüşle sorardın,

'Gene nen var?' derdin "nedir gene

 deli gönlünü çelen? Tılsımımla kimi

 baştan çıkarıp yollamam gerekiyor koynuna?

 Söyle, Sappho, kim seni üzen?

 Kaçıyorsa, kaçsın, bırak,

 yakında o senin ardına düşecek,

 bugün almıyorsa verdiklerini,

 yarın o sana armağanlar verecek,

 seni sevmiyorsa, istemese de er geç sevecek."

Nedir Gene Deli Gönlünü Çelen

Sappho

Sayfa 54

"Peleus'un deniz perisi Thetis'le evleneceği gün düğüne bütün tanrılar çağrılandı. Yalnız fesat çıkarmaması ve oyunbozanlık etmemesi için kıskançlık ve nifak tanrıçası Eris düğüne çağrılmadı. İşte buna kızan Eris, coşkulu şölenin en aşkın anında masanın üzerine bir altın elma atmıştı. Elmanın üzerinde, «En güzele! » yazılıydı, her kadın gibi her tanrıça da kendini, «en güzel» sanarak elmaya sahip çıktı. Fakat eleme sonunda güzeller üçe indi, bunlar Aphrodite, Hera ve Pallas Athena idi. Üç güzel Tanrılar Tanrısı Zeus'a gidip, aralarında en güzeli seçmesini ondan rica ederler. Zeus bu işin sonunda bir çapanoğlu çıkacağını tahmin ederek, onlara Troya'nın yanında İda dağına gitmelerini, orada hem Paris, hem de Aleksandros diye anılan bir prens olduğunu…

bu gencin mükemmel bir güzellik bilgini olduğunu… söyler.

Tam o sırada üç tanrıça, güzelliklerinin bütün gururuyla Paris'in karşısına çıkagelirler.

Üç büyük tanrıçanın olağanüstü güzelliklerini

görünce delikanlı şaşırır. Tanrıçaların her biri delikanlıya bir şey adar. Hera Paris'e Asya ve Avrupa'nın sahipkıranlığını; Athena Troya'lıları Akha'lar üzerine muzaffer etmeyi; Aphrodite ise zevce olarak dünyanın en güzel kadınını vaat eder.

Paris elmayı kime verecektir? Yoksa üç parçaya mı bölecektir? Ya da hiç bölmeden ve kimseye vermeden elmayı oturup kendi mi yiyecektir?"

Anadolu Efsaneleri

Halikarnas Balıkçısı

Aşk ve güzelliğin sembolü, bastığı yerlerden güller çıkaran, tanrıların ve insanların en güzeli Afrodit. Troya Savaşı’na sebep olan olaylar zincirinin halkalarından birisi olan bilinen ilk güzellik yarışmasının kazananı. Kıbrıs adasının kıyılarında, köpük köpük çoğalan ak deniz köpüklerinden doğan ilahi güzelliğin sahibi...

Aşkı uğruna koşarken kanından güle kırmızı rengini veren Tanrıça Afrodit...

Adına şehirler kurulan Afrodit... (Afrodisyas)

Olimpos’un 12 büyük tanrısından biridir aynı zamanda...

Yararlanılan Kaynaklar

Homeros-Odysseia (Can Yayınları)

Homeros-İlyada (Can Yayınları)

Haluk Erdemol – Venus’un Doğuşu

Azra Erhat – Hesiodos Eseri ve Kaynakları







Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SANAT-KÜLTÜR DUYURU Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI