Bugun...



TÜRK AHŞAP SANATINDA KÜNDEKARİ

TÜRK AHŞAP SANATINDA KÜNDEKARİ

facebook-paylas
Tarih: 29-11-2025 21:32

TÜRK AHŞAP SANATINDA KÜNDEKARİ

TÜRK AHŞAP SANATINDA KÜNDEKARİ

"Eski zamanlardan beri kuvvetli, cemiyetci ve dayanışmacı telâkkilere sahip olan Türkler içtimai eserler vücuda getirmeye her zaman ve her yerde yakın bir alaka göstermişlerdir."

Türk Sanatı

Oktay Aslanapa

Orta Asya Kurganları ve  Pazırık kurganı kazıları bulguları, Türklerin  ahşap işleriyle çok eskiden beri ilgilendiklerini ortaya koymuştur. Birçok başka kurganlarda da ahşap işleri ile ilgili örneklere rastlanmıştır.  Eski Türklerin tekerleği bildikleri atların veya öküzlerin çektiği devasa araçlar ve kağnılar yaptıkları, ağaç oymacılığı ile ilgili birçok süs eşyası bıraktıkları bu kurganlardaki bulgulardan ortaya çıkmaktadır.

Büyük çadırlarda ormanlar ve doğa ile iç içe yaşayan göçer eski Türklerin ahşap işlemeciliği ile alakasız olmaları zaten düşünülemez.

Türklerin İslamiyet’i seçmeleri ve yerleşik hayata geçmeye başlamaları hele de şehirler kurmaları, şehir hayatına ve mimariye ait ahşap işlerini de öğrenmelerini icap etmiştir.  Bu gerekler ise zaten hep yerleşik olan ve 7. Asırdan sonra medeniyet kuran Arap ve İran medeniyetlerinden karşılanır.

Ahşap işlemeciliğinin sanat olarak tanımlanması, yapıların mimari elemanlarla süslenmesinden doğmuştur. İslâm sanatında, özellikle Emevi ve Abbasi  Ahşap işlemede yeni bir üsluba yöneliş dikkat çekicidir. Selçuklular da ağaç işçiliğine büyük önem vermişlerdir. Selçuklu döneminden kalma, masif ceviz rahleler üzerinde hâkim dekor olarak çok sık rumî ve palmet Motifleri ve Selçuklu nesih yazısı ile kitabeler göze çarpmaktadır. Bu ise Türklerin yerleşik hayata geçişten sonra Arap ve İran’da gelişen ahşap işçiliği stillerini de öğrendiklerine kanıttır.  Şu halde Türklerde ahşap işçiliğinin gelişmesinde İslami öğelerin ve İslam kültürlerinin etkisi çoktur.

Osmanlılarda ağaç işleri ile uğraşan sanatkâra verilen isim bilinmemekle birlikte bazı belgelerde “nahhat” sözcüğüyle karşılaşılmıştır. Osmanlılar, XV. yüzyılda genellikle bitki motifleri ve geometrik motifleri ön plana çıkarmışlar; XVII. yüzyılda özellikle Kuran muhafazaları ve rahlelerde fildişi ve sedef kakma tekniğini kullanmışlardır. XVIII. yüzyılda, Osmanlı  AHŞAP İşçiliğinin Avrupa  Barok ve  Rokoko tarzlarının etkisine girdiği görülür.

Osmanlı  ahşap işleme sanatında, şimşir, ıhlamur, meşe, ceviz, elma, armut, sedir, gül ve abanoz ağaçlarından yapılan eserler arasında, sütun başlıkları, kornişler, konsollar, dolap kapakları, kapı ve pencerelerin yanı sıra, minber, kürsü, rahle, Kuran muhafazası, raf, kutu, kavukluk ve çekmecelere de rastlanır. Osmanlı ağaç işi sanatkârları, Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçukluları\'nın uyguladıkları oyma tekniklerinden sonra künde kari (geçme) tekniğini geliştirmişlerdir.

"Eskiden, önemli kapıların geometrik bir bezeme meydana getirecek şekilde kesilmiş küçük tahta parçalarının geçmeli olarak birleştirilmesiyle yapılması tekniği. Bu küçük parçaların suları ve damarları birbirine zıt konumda konuldukları, nem ve sıcaklık etkisi altında birini ötekinin çalışmasına engel olduğu için bu şekilde yapılmış olan kapı kanatları yüzyıllarca düzlükleri korur ve çarpılmazlar. Bu teknikle yapılmış iş."

Doğan Hasol Ansiklopedik Mimarlık Sözlüğü

En erken örneklerini XII. yüzyılda Mısır, Halep ve Anadolu\'da gördüğümüz Kündekari tekniği, geometrik biçimli küçük ahşap parçalarının birbirine geçerek bağlandığı süsleme türü olan kündekari, bir ahşap çakma tekniği. Selçukludan Osmanlıya yolculuğunu sürdüren kündekarilerin en zengin örneklerini kapı kanatları, pencere kapakları, vaaz kürsüleri, rahleler ve özellikle minber aynalıklarında görebiliriz.Kündekari, aslen Farsça "kendekari" (heykeltıraşlık, hakkaklık, kalemkarlık) olan kelimenin, Osmanlıca’da Farsça künde (tomruk, masif ağaç) kelimesinden türetilerek ortaya çıkarılmış hali olarak bilinir.

Kündekari tekniği, yapılışına göre hakiki ve taklit olarak ikiye ayrılır. Bir çatma tekniği olan hakiki Kündekari de, sekizgen, baklava ve yıldız formuna sahip, içi arabesk rölyefli ahşap parçalar ile bunları birbirine bağlayan oluklu ahşap kirişler iç içe geçerek bağlanmıştır. Bu parçaları birbirine tutturmak için çivi veya tutkal kullanılmamıştır. Parçalar geçme olduğundan, ahşabın zamanla kuruyup ufalmasına bağlı blok şeklinde ayrılmalar ve yarıklar oluşmamaktadır.Kündekari olarak isimlendirilen çakma tekniği temelde görünüş olarak birbirinden ayrılması zor olan hakiki ve taklit olmak üzere iki türden oluşur. Hakiki kündekaride sekizgen, baklava ve çok kollu yıldız biçiminde içi farklı desenlerle doldurulmuş kabartmalı parçalar birbirine iç içe geçerek bağlanır. Taklit kündekaride ise; görünürde herhangi bir çivi olmamasına rağmen ahşap parçalar aralardaki çıtalara çivilerle tutturulur.

Beyşehir Eşrefoğlu Camii (1296-1299) minberi, Konya Alaeddin Camii (XII.yy), Malatya Ulu Camii (XIII.yy), Niğde Sungurbey Camii (XIV.yy) ve Bursa Ulu Camii (XIV.yy),Süleymaniye Camii kapı detayı, Bursa Yeşil Camii kapı detayında,Kanuni Sultan Süleyman Türbesi kapısında minberlerinde hakiki kündekarinin en başarılı örneklerini görmek mümkündür.

"…Bursa Ulu Cami’si minberi (1400), Bursa Yeşil Cami’nin kapısı (1419), Bursa Yeşil Türbe kapısı (1419), Edirne Üç Şerefeli Cami kapı ve pencere kepenkleri (1443-1447), Manisa İvaz Paşa Camisi minberi (1484), Edirne II. Beyazıt Cami’si kapısı (1484), Amasya II. Beyazıt Cami’si kapısı (1486), Tokat Hatuniye Cami’si kapı ve pencere kepenkleri (1485), Bursa Başçı İbrahim Cami’si minberi (1491), hakiki kündekari tekniğinin uygulandığı erken Osmanlı dönemi eserleridir."

- Gönül Öney, Anadolu Selçuklu ve Beylikler Devri Ahşap Teknikleri

"Erken örneklerin başlıcaları arasında Suriye-Mısır’da Seyyide Nefîse Hatun (1138-1145) ve Seyyide Rukıyye (1155) camilerinin mihrapları ile Sâlih Talâi‘ Camii’nin kapısı (1160), Eyyûbî dönemine tarihlenen İmam Şâfiî’nin sandukası (1211), Melik Sâlih Türbesi’nin kapısı (1249-1250) ve İbn Tolun Camii’nde Sultan Lâçin’in minberi (1296) bulunmaktadır. Anadolu’daki erken örnekler arasında da Konya Alâeddin Camii (1155-1156), Aksaray Ulucamii (XII. yüzyıl), Harput Sâre Hatun Camii (XII. yüzyıl), Siirt Ulucamii (XIII. yüzyıl), Birgi Ulucamii (1322), Malatya Ulucamii (1376-1377), Bursa Ulucamii (1399), Manisa İvaz Paşa Camii (1484) ve Niğde Sungur Bey Camii (XVI. yüzyıl) minberleri yer almaktadır."

- Erdem Yücel, İslam Ansiklopedisi

1155-56 yılları arasında yapılan Konya Allaadin Cami, bilinen en eski Selçuklu cami olma özelliğine sahip. Geçirdiği tamir ve değişikliklerden sonra camideki tek orijinal eser; abanoz ağacından kündekari tekniği ile yapılmış olan minber. Minberin bir kapısının kanadı, bugün 246 envanter numarasıyla İstanbul, Türk İslam Eserleri Müzesi’nde. Diğer kapı kanadının ise yeri bilinmiyor.

Taklit kündekari  tekniği ise, çakma ve rölyefli, tamamen çakma ve yapıştırma ve tamamen rölyefli olmak üzere birkaç grupta incelenebilir. Özellikle minber yan aynalıklarında ve kapılarda görülen çakma ve rölyefli kündekâri tekniğinde, aynalıklar ahşap blokların yan yana getirilmesiyle tamamlanır. İçi arabesk dekorla süslü sekizgen, baklava ve yıldız şeklinde parçalar birer kabara gibi rölyef halinde işlenmiştir. Bu çıkıntılı yüzeylerin arasına ise, geometrik kafesi meydana getiren kirişler çakılmıştır. Sekizgen, yıldız ve baklavalarda çivi yoktur, ancak aradaki çıtalar çiviyle tutturulmuştur. Ahşap blokların kuruyup küçülmesi halinde panoların arasında boydan boya ayrıklar görülür. Taklit kündekarinin hakiki Kündekari tekniğine en çok yaklaştığı örnekleri, Kayseri  Ulu Camii (XIII.yy) ve Ankara Kızılbey Camii (XIII.yy) minberleri ile Kastamonu Candaroğlu Mahmutbey Camii\'nin kapılarında görüyoruz

"İnsanlığn geçirdiği büyük dönüşümlerin, elde ettiği değerlerin arkasında iki kavram yer almaktadır.

"KiTAP" ve "OKUMA".

Dün olduğu gibi, bugün de, gelecekte de "OKUMAK" ve "YAZMAK" insanoğlunun günlük davranışları arasında yer alacak, insanlar düşünce üretip, kendini yenilemek çabasından vazgeçmeyeceklerdir."

Mimar Sinan

Oktay Aslanapa

Görsel

Kastamonu, Şeyh Şaban-i Veli Kulliyesi

Yararlanılan kaynaklar

-”Yüzyıllar Boyunca Türk Sanatı",Oktay Aslanapa

- "Anadolu Selçuklu ve Beylikler Devri Ahşap Teknikleri", Gönül Öney

-“Türk Ahşap Sanatının Öyküsü”, Devrim Erakalın

-Türk Sanatı, Oktay Aslanapa

-“Osmanlı Ahşap İşçiliği” Erdem Yücel

Arthistory Saliha Ünal







Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SANAT-KÜLTÜR DUYURU Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI