|
Tweet |
GÜZELLİĞİN VE AŞKIN TANRIÇASI: AFRODİT
“Dalgalı denize atar atmaz onları.
Gittiler engine doğru uzun zaman,
Ak köpükler çıkıyordu tanrısal uzuvdan.
Bir kız türeyiverdi, bu ak köpükten,
Önce kutsal Kythera'ya uğradı bu kız.
Oradan da denizle çevrili Kıbrıs'a gitti,
Orada karaya çıktı güzeller güzeli tanrıça,
Yürüdükçe yeşil çimenler fışkırıyordu
Narin ayaklarının bastığı yerden.
Aphrodîte dediler ona tanrılar ve insanlar,
Bir köpükten doğmuş olduğu için.”
Azra Erhat
Yunan mitolojisinde etki alanı en geniş Tanrıça Afrodit’tir. Çünkü tanrı ve tanrıçalar başta olmak üzere herkese dokunmuştur. Yunan mitolojisinde çıplak olarak tasvir edilen tek tanrıçadır. Afrodit’in doğduğu andan itibaren iki yardımcısı vardır. Sol yanında sevgi ve aşkı temsil eden Eros, sağ yanında ise arzu, şehvet ve isteği temsil eden Himeros. Eros’un sol yanda tasvir edilmesi insan vücudunda kalbin sol yanımızda olmasındandır.
Afrodit’in en önemli özelliği güzelliğidir. Güzeldir güzel olmasına ama bahtsızdır. En çirkin tanrı kabul edilen Hephaistos (silah ve zırh üreten ateşler tanrısı) ile evlendirilir. Mutsuz evlilik yasak ilişkileri de beraberinde getirir. Afrodit, Ares, Hermes ve Dionysos gibi tanrılarla yasak ilişki yaşar. Günün birinde erkek güzeli Adonis’e vurulur. Afrodit’in eski aşığı Ares bu durumu kıskanır. Avcılık, vahşi doğa ve iffet tanrıçası Artemis ile iş birliği yapar. İffet tanrıçası aşıkları cezalandırmaya karar verir. Adonis’e av sırasında saldırması için bir yaban domuzu yollar ve Adonis ağır yaralanır. Afrodit aşkı sembolize eden beyaz güllerle Adonis’e koşar ama aşka kan karışmıştır. Beyaz olan güller kana bulanır, kırmızı olur. Aşkın kırmızı güllerle sembolleşmesi bundandır.
Afrodit, Yunan mitolojisinde aşk tanrıçası. Beden ve ruh aşkını birbirinden ayıran Antik Yunanlar, Afrodit adında iki tanrıçaya sahiplenmiştir. Afroditlerin biri, "beden aşkı" tanrıçası, diğeri ise "ruh aşkı"dır. Roma mitolojisindeki ismi Venüs olarak bilinir.
Halikarnas Balıkçısı Venüs’ü şöyle anlayabileceğimizi anlatır;
“Gece denizde bir parlak yıldız görünce elimizi kayık güvertesine tutardık, eğer elimizin gölgesi güverteye düşerse o yıldızın Venüs olduğunu anlardık. Çünkü gökte yalnız üç şey gölge salar, Güneş, Ay ve Venüs. Tanrıçaların en güzeli olan Venüs böylece sabah yıldızı gibi, Doğu Akdeniz’in kaymak lülesi gibi bembeyaz köpüklerinden doğdu.”
“Bu ışık hayatın başlangıç gülümsemesidir. Bu en büyük saflıktır. Gerçekte sanat ve şiir evreninin herkese, çevreye aşk ilan edişidir bu..” (Halikarnas Balıkçısı 6. Kıta Akdeniz)
Balıkçı aşk sarhoşluğuyla coşkun ifadelerini sürdürür: “ İşte ötekilerden daha yakın ve daha parlak bir yıldız! Onu ve öteki yıldızları yakalamak İçin kollarınızı sevinçle açma İsteği uyanır içinizde. Bu, göklerin ve Akdeniz’in Afrodit’i, Venüs”üdür.
İlk Aphrodite tapımına göre O, bir Işık tanrıçasıydı, göğün kızıydı, onun İçin ona Urania Ahprodite-GökseI Aphrodite, göğün kızı dediler. Platon Şölen diyaloğunda buna değinir. Diğer Afrodit’ten Aphrodit Pandemos (Popüler Aphrodit) Halkın Afroditi olarak söz eder.
Afrodit göğün kızı olduğu İçin ona yüksek tepelerde tapınılır, tapınağı yüksek yerlere yapılırdı.
Afrodit diğer Olympos tanrılarından önce doğmuştur ve doğumu söylencelere konu olmuştur. Homeros, tanrıçanın Zeus ve ilk Titan'ın kızı Dione'den olduğunu söylese de bu iddia pek kabul görmez. Daha çok kabul edilen iddia Uranüs'ün kızı olduğudur. Yunan tanrılarının atası ve ilk kralı olan Uranüs'e oğlu Kronos uykusunda saldırır. Kronos babasını öldürmeden önce cinsel organını keser ve parçaları denize düşer. Denize düşen parçalar dalga ve köpük oluşturur, bu köpüklerden tüm ışıltısıyla güzelliğin tanrıçası Afrodit meydana gelir.
"Ey tahtı ışıl ışıl ölümsüz Aphrodite
Ulu Zeus’un düzenci kızı
yalvarırım yüreğimi acılarla
dağlama!
Yardımıma gel gene, hani eskiden
sesimi duyunca nasıl, çıkıp
babanın sarayından kanat çırpan
kuşların
çektiği yaldızlı arabana biner;
yeryüzüne inerdin bulutsuz
mavilikten;
ölümsüz dudağında o aydınlık gülüşle
sorardın,
“Gene nen var?” derdin, “nedir gene
deli gönlünü çelen? Tılsımımla kimi
çıkarıp yollamam gerekiyor
koynuna
Söyle, Sappho, kim seni üzen?
Kaçıyorsa kaçsın, bırak,
yakında o senin ardına
düşecek,
bugün almıyorsa verdiklerini,
yarın o sana armağanlar verecek,
seni sevmiyorsa, istemese de er geç
sevecek.”
Geleceğin varsa, şimdi gel,
kurtar beni
kuşkudan, ne diliyorsa gönlüm
yerine getir, sen de katıl benimle
savaşa."
SAPPHO
Aşkın tanrıçası ölümlülerle ve ölümsüzlerle pek çok kez birlikte olsa da sadece Hephaistos ile evlenmiştir. Hera'nın çocuğu olan Hephaistos, Zeus ile kavgaya sebep olunca annesi onu Olympos Dağı'ndan aşağı atar. Böylece uzun yıllar diğer tanrılardan uzakta yaşadı ve topal olarak görevlerine devam eder. Daha sonra tanrılar tarafından kabul edilince Hera'ya ve Zeus'a Afrodit ile evlenebilmek için yalvarmıştır. Hephaistos'un dileği kabul edilir ancak Afrodit'e seçim hakkı tanınmaz.
Afrodit'in ölümlü sevgililerinin en ünlüsü ise Adonis'tir. Asur Kralı Theias, kızı Myrrha'nın kendisinden hamile olduğunu öğrenince onu öldürmek için kovalamaya başlar. Myrrha, tanrılardan yardım isteyince koruma amacıyla sakız ağacına dönüştürülür. Adonis bu sakız ağacının gövdesinden doğar ve bebeği gören Afrodit ona hayran kalır. Afrodit, bebek Adonis'i korumak için onu bir kutuya koyar ve Yeraltı Dünyası'ndaki Persephone'ye verir. Adonis büyüdüğünde Afrodit onu almak istedi ancak Persephone yanında yetişen oğlanı vermek istemez. Zeus araya girerek Adonis'e zamanını iki tanrıça arasında bölüştürülmesini söyler. Tüm zamanını yakışıklı sevgilisi Adonis'le geçirmek isteyen Afrodit'i kıskanan Ares, yaban domuzu kılığına girerek genç aşığı öldürür. Buna çok üzülen Afrodit, Adonis'in kanını dağ lalerine dönüştürürve her yıl onun onuruna şenlik düzenlenmesini emreder.
Truva Savaşında Afrodit önemli bir figür olmuştur. Athena, Hera ve Afrodit arasında düzenlenen güzellik yarışması tartışmaya sebep olur ve yarışmanın kazanına karar verilemez. Zeus ise Prens Paris'e haber göndererek yarışmanın kazananını onun belirlemesini ister. Afrodit, Paris'e dünyanın en güzel kadınının aşkını vaadeder. Aşk tanrıçasına güvenen Paris, kazananı belirleyen elmayı ona verir. Afrodit, evli Helen'i Paris'e aşık edince ikisi beraber Truva'ya kaçar. Bunu hakaret olarak sayan Yunanlılar büyük bir ordu kurar ve savaş başlar.
Truvalılara savaşta desteğinden dolayı Batı Anadolu'da Afrodit'e sıkça tapınılır ve halk tarafından sevilir. Çanakkale, Aydın, Muğla ve Balıkesir'de Afrodit'e adanmış tapınakları olan antik kentler vardır. Ayrıca Afrodit'in ziyeret ettiğine inanılan Kıbrıs ve Sicilya'da halklar tanrıçayı benimsemişler ve saygı duymuşlardır. Aynı zamanda Temmuz-Ağustos aylarında adına festivaller düzenlenir. Yunan mitolojisinde biraz daha şiddet yanlısı, tutkulu ve gülünç bir tanrıça olarak tanınan Afrodit, Roma mitolojisinde biraz daha farklı görülür. Roma'da bilinen adıyla Venüs, cinsel tutkulardan ziyade aşkı ciddiye alan iyi kalpli bir ruh olarak anlatılır.
KAYNAKLAR
1 – i.H. KONYALI -Afrodit S. 18 (1940)
2 – Harikarnas Balıkçısı- Merhaba Anadolu S. 202 – 203
3 – E. HAMİLTON – Mitologya S.20
4 – Dr. Kriton Dinçmen – Psikiyatri ve Mitos S. 52
5- Arkaik Yunan Şiiri Antolojisi, Derleyen ve Çeviren: Erman Gören, Yapı Kredi Yanınları, 2018
6-Sappho/Şiirler-Fragmanlar, Çeviren: Alova, İş Bankası Kültür Yayınları, 1996
#salihaünal #Dionysus #afrodit #AntalyaMüzesi. #azraerhat