Bugun...



UGOLİNO VE OĞULLARI...

UGOLİNO VE OĞULLARI...

facebook-paylas
Tarih: 15-07-2023 22:15

UGOLİNO VE OĞULLARI...

UGOLİNO VE OĞULLARI... 

“Aynı çukurda donmuş iki ruh gördüm” diye başlar İlahi Komedya’nın Cehennem’inde otuz üçüncü kantoda kendini anlatan Ugolino’nun hikâyesi.

Dante Alighieri cehennemde dolaşırken bir adamı başka bir adamın kafasına ensesinden dişlerini geçirmiş onu yemeye çalışırken görür. “Aynı çukurda donmuş iki ruh”, Kont Ugolino ve başpiskopos Ruggieri’dir. Manzara dehşet vericidir. Ugolino başpiskopos Ruggieri’yi yemektedir. Dante bunun nedenini sorduğunda kont; Ruggieri’nin, her ikisi de hayattayken, kendisine yaşattığı acıyı; oğulları ve torunlarıyla bir kulede nasıl açlığa mahkum edildiklerini anlatır. Öyle ki çocukları konttan bu ızdıraba son vermesi için kendilerini yemesini bile istemiştir. Dehşet verici dizelerdir bunlar. Ancak kontun bunu yapamadığını, çocuklarının ve torunlarının açlıktan öldüğünü öğrenir Dante. İlahi komedya’da insanlar öldükten sonra dünyada işledikleri günahlara karşılık gelen cezalara çarptırılırlar. Ugolino’nun  cehennemde başpiskopos Ruggieri’nin kafasını yemesi kuledeyken çocukları öldükten sonra onları yemek zorunda kaldığının bir işaretidir açıkça ifade edilmese de. Bir anlamda açlıkla yamyamlık arasında seçim yapmak zorunda kalıyor kont.

 

Dante’nin cehennemi dipsiz bir kuyu gibidir, dibe indikçe daralır ve iç içe dairelerden oluşur. Her dairede ayrı bir günah vardır. Dokuzuncu daire vatanlarına ihanet edenlerin kaldığı bölümdür. Ugolino ve Oğulları işte bu dairenin ve  trajik bir hikayenin de kahramanlarıdır.

Jean Baptiste Carpeux’un hayat verdiği bu heykeldeki acıyı, ıstırabı ve çaresizliği hissetmek için daha derine, Ugolino’nun hikayesinin özüne inmek gerekiyor.

Ugolino della Gherardesca Pisa’lı krallık yandaşı asil bir aileden gelen bir politikacıdır.  Pisa hükümetini zayıflatmakla suçlanınca hapsedilir.  Serbest bırakılır. Siyasi nüfuzunu tekrar kazanmaya çalışır.  Başpiskoposun yeğenini öldürmesiyle başlayan süreç Ugolino’nun ihanetle suçlanıp, zindana atılmasıyla son bulur.

Başpiskopos Ugolino’yu oğulları ve torunlarıyla bir kuleye kapatır ve anahtarlarını nehre atar. Ugolino’nun oğulları açlıktan ölür ve trajik hikaye Ugolino’nun oğullarını açlık kriziyle yemesiyle son bulur.

 

Daha Carpeux un heykelini bile görmeden Ugolino’nın hüzünlü hikayesi insanın suratına tokat gibi çarpar. Ölümün soğukluğunu, çaresizliğin zindan duvarlarında tınlamasını, oğulların açlıktan birer birer ölmesini Ugolino’nun seyretmesini hayal bile edemezken, Ugolino’nun oğullarını açlıktan yemek zorunda kalması hayal gücümüzü zorlar.

Bu çarpıcı hikayeyi bir de Dante’nin Cehennem’inde okumak insanın tüylerini diken diken eder. Kantonun satırları okudukça ağırlaşır, yüreğimize bir hüzün çöker ve hikaye gerçeklikle o kadar özdeşleşir ki, Ugolino sanki yanı başımızda o kelleyi ısırıyordur artık.

"Bu acılar zindanının içine biraz güneş ışığı süzülüp de,

dördünün de yüzünde kendi görüntümü görünce,

acıdan iki elimi de ısırdım;

onlar bunu açlıktan yaptığımı sandılar, hemen yerlerinden fırladılar, ‘Baba bizi yersen, acımız azalır, bu bedeni sen vermiştin bize, geri al şimdi’ dediler.

körelmişti gözlerim, her birini elledim, ölümlerinin ardından iki gün onlara seslendim. Acının yapamadığını açlık başardı sonunda.”

Bunları dedikten sonra gözlerini kaydırdı, kemik ısıran bir köpek gibi dişledi o talihsiz kelleyi ".

(Cehennem, Canto XXXIII, ln. 56-73)

Jean Baptiste Carpeux’un heykeli artık bir mermer değil adeta konuşan bir insandır.

Ugolino’nun gözlerinde acıyı, caresizliği, çözümsüzlüğü, pişmanlığı görürüz. Kendi açlığı bir yana birer birer düşen bedenler adeta ruhunu kırbaçlamaktadır. Ugolino «acıdan iki elimi de ısırdım» dediği an sanki donmuştur heykelde.

Oğulların çaresizliği yıkıcıdır. Ayaklarının dibindeki oğul belki de ölmüştür, bir diğeri baba Ugolino’dan onları kurtarmasını bekliyor gibi bakakalır. Babalarının hayatta kalabilmeleri için kendi bedenlerini Ugolino’ya sunmaları Ugolino’yu daha da delirtir.

Oğulların bedenleri zindanda birer birer ölüme teslim olur. Duvarlarda çığlıklar, çaresiz çırpınışlar yankılanır. Ölümün soğukluğu artık her yerdedir.

Acı artık Ugolino’nun tüm bedenine hakim olur, onu yer bitirir adeta. Belki de defalarca  ilk ölmeyi dilemiştir. Ama kaderin daha kötü bir planı vardır. Dante’nin can verdiği satırlarda dediği gibi «acının yapamadığını açlık başarır sonunda». Ugolino bir an bedenlere bakar, ve dişlerini kelleye geçirir.

Bundan sonrasını hayal bile etmek istemeyiz. Hüzün, ızdırap, ölüm her yerdedir. Jean Baptiste Carpeux’un heykeli dilsiz bir insan misali bizi acıyla baş başa bırakır ve hayata gözlerini yumar.

Metropolitan Müzesi

 







Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SANAT-KÜLTÜR DUYURU Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI